“Şimdi bu”luğu içerken sanıyorum; Sanıyorum o vakit düştü kelimelerim: Canlı bir rengin solmuş bir vücutta zuhuru, Böyle kıpkırmızı bir dudakla kaplanmış gibi, Ya da sıcak bir anne...
Ne zıtlaştık uzunca Ekşimsi bir tatla gündüz vakti Dümdüz yürüdüm sonra epeyce Yer de bana çekse kavak olurdu vişne O derece. Ne muhalifleştik hışırtılar altında Uzandım sırıtarak bir ayva tatlılığıyla Saldım...
Tüm kadınlarım ölüyor Bazen teker teker, bazen üçer beşer Yol boyunca yalnızlık çıkabiliyor bazen Kıvrak, oynak ve ince belli Çamurlar oynaşıyor paçalarımda Batıyor bazen susarak beşer Çok şey de olmuyor...
Çirkin bir ressam ölüyor şu an Küfrediyor resimleri çirkinleşerek İri gözlü bir kız doğmak üzere belki Çekikler çekilirken enkaz altından Sen isyan ederken anlamsızca Sahiplerine anlam yüklediklerinin. Cinnet geçiriyor bir...
Eski bir şehrin çayında, kıvrılmış Demleniyordum solunumuyla gölgelerin. Dopdoluydu içim, çığlık gibi mesela. Çirkin bir kız gibi sakız vardı ağzında, Demokrasi denen bir şey gördüm. Duraksadım, durak sandım. Çiğnedim izmaritleri,...
Sabah kalkıyorum Sana susuyorum Ağzım kurumuş Tam sinirleniyorum Sana susuyorum İçime haykırıyorum. Güneş çakılı sanki başımda Çatlatıyor toprağımı Sana susuyorum Bakıyorum yanı başımda; Yanı başımda hayalin Sana susuyorum Göğe bağırıyorum. Gecenin sarhoşluğunda yürüyorum Düşüyorum, Sana bakıyorum, Göremiyorum…Sana susuyorum Yere dövünüyorum, Sana susuyorum. Bir an...
Yaşamak Bir yalanın kendi mumunda Üşümek Bir gecenin kendi yalanında Düşünmek Bir yalnızlığın kendi gecesinde Korkmak Bir gözyaşının kendi yalnızlığında Boğulmak Bir pişmanlığın kendi gözyaşında Yanmak Bir ateşin kendi pişmanlığında Ölmek Bir sensizliğin kendi ateşinde 15 MAYIS 2003
YAĞMUR SEVDALISISen benim yağmurumsunBense yağmur kokulu toprakVarlığın bana ihtiyaçVarlığım sana muhtaçDudaklarım çatlak,Sesim kısık, yüzüm kurakBenliğim bir dilenci şimdi utangaçYeter artık bitsin bu saklambaçby nephesh04 MAYIS...
Bir damla gözyaşı Ama sadece bir damla; Bulandırmaya yetecek kadar yağmuru, Özbenliğini yaymaya meyilli sıcak ve duru! Gözyaşım senin içindir! Yağmur senin iç'indir!!! 02 Nisan 2002
y : Ayrılırken tebessüm edilir mi ? x : Kızılır mı bir tebessüm için ayrılırken ? y : Üzerimizdeki bir hüzün bulutu değil mi ? x : Yağmura...
Ardımda gürültüler azalmaya başlıyordu yürüdükçe.. yürüdükçe kendi içime, dışım kalabalıklaşıyordu, bir kaza sonrası üzeri gazete örtülü uykuya dalmış gibiydim.. herkes birbirine bir şeyler soruyor, gereksiz...
Ben seni seviyordum Sen beni seviyordun 1.tekil şahıstım ben Sense 2. tekil şahıs İkimiz vardık sadece Sonra bir gün benim için Sen 3. tekil şahıs oldun Bir başkası 2.tekil şahsın oldu Benim bahsim...
Sefil ve rezil bir Salı gününün akşamında, yağmurun tereddütlü hallerinin etkisinden olsa gerek endişe ve sakinliği aynı anda yaşama olanağıyla başladım yürümeye her taşına çocukluk...
Hal ve Öneri hep bilindik sözler ve biliniyorum ben de artık gizem yok oldu iticiyim fazlasıyla ne bir arayış ne bir buluş öylesine ve anlamsızca bir duruş işte birimiz kaybolsak özlem katsak biraz düşecek gibi olsak...
doğuruldum doğruldum söyle kulağımın ekmeği susuyorum malum sana susuyorum ki mest olma hakkımı kullanmak istiyorum ben ben dediysem de istifa eden benlik biraz gayretle bir nefeslik istifade edip farkına vardığım hiçlik.. eğrildim eğildim dik duruşum acizliğimdendi söyle kulağım aç kulağım açık koca bir sözlük -bir...
Ben "bura"dan geçeceğim Sence saplantı Bence zafer temsili Ben senden geçeceğim Sence abartı Bence gerçeğin tesiri Ben kendimden geçeceğim Sence kafam iyi Bence ruh temizliği Ben geçtim Sence ... ?! 12.03.2008
koyu lacivert bir tükenmez kalemle yazdım tükettiklerimizi, koyu laci siyaha yakın. arife günü sonsuz bir sabırla bekledim ölümü, arife günü(ydü) bayrama yakın
sorulardan soru beğen ölüm gibi hangi kapıya taş atsan cevap kolu vardı zihinler yığınlar halinde ve tek olmuş çok şey yoğunluklar karmaşa.. neler duyduk işittik "aklımda gözleri kaldı" oldukça arabeskvari.. herkes...
seyreyliyorum; iki dudak arasından nefsimin emperyalist yaklaşımını, iki dudak arasından nefesimin karşılanış törenini boynumda tazelenen rujlar, ihtişam ve şehvetle kazanılan günahlar eşliğinde..
müthiş bir sessizlikti ben çok çocuktum yaşımdan ağırdı olgunluğum müthişti sessizlik... erkliğim ergenliğimi dahi beklememişti müthiş bir çocukluktu ben çok sessizdim sesimden yüksekti sakinliğim müthişti çocukluk... sükunetim şarkılarımı dahi dinlememişti müthiş bir yalnızlıktı ben...
cehennemin mutfağında; hünerli ellerden çıkmış leziz bir zıkkımsın sen, köklerine bağlandım sırıtarak düşüp sırattan.